Karbonhidrat Sayımı


Karbonhidrat sayımı bir öğün planlama yöntemidir. Bu yöntemi öğrenen diyabetli kişiler öğünlerde tüketeceği besinlerden sağlayacakları karbonhidrat miktarını hesaplayabilir ve öğün planını tüketmesi gereken karbonhidrat miktarına göre planlayabilir. 

Kısa ve hızlı etkili insülin kullanan diyabetliler bu yöntem ile 1 ünite insülinin vücutlarına aldıkları karbonhidratın kaç gramını kontrol altına alabildiğini öğrenirler. Ayrıca öğün öncesinde ölçtükleri kan şekeri sonucuna göre tüketecekleri karbonhidrat miktarını veya öğün öncesi yapacakları insülin dozunu ayarlayabilirler. 
 

Karbonhidrat sayımı nedir? Diyabetlilerin uygulaması gereken diyetten farklımıdır? 
Diyabetli birey diyabet tedavisinin yönetiminde aktif rol oynamalı neyi, neden, nasıl yapması gerektiğini bilmelidir. Beslenme tedavisi ile ilişkili olarak kan şekeri üzerindeki öncelikli etkinin yediği besinlerdeki karbonhidratlardan ve tükettiği toplam karbonhidrat miktarından kaynaklandığını öğrenmelidir. Hangi besinlerin ne miktarda karbonhidrat içerdiğini bilmeli ve yediği veya yiyeceği yemekte ne miktarda karbonhidrat bulunduğunu hesaplayabilmelidir. Tüm bunları yapabilmesi için diyabetli gerekli bilgiyi almalı ve aldığı bilgiyi pratiğe dönüştürerek gerekli beceriyi kazanmalıdır. Gerekli bilgi ve gerekli beceriyi kazandıktan sonra, bu cümleyi altını çizerek tekrar vurgulamak istiyorum, gerekli gerekli bilgi ve beceriyi kazandıktan sonra aldığı karbonhidrat miktarı ile eşleşen insülin dozunu kendisinin ayarlayabilmesi için karbonhidra insülin oranını öğrenebilir.

Karbonhidrat sayımı bir diyet değildir. Bir diyet akımı hiç değildir. Diyabetlilere verilen tıbbi beslenme tedavisi kapsamında hedefe ulaşmak için kulanılan çeşitli öğün planlama yöntemlerinden biridir. Karbonhidrat sayımı ile öğün planlamasını öğrenen diyabetliler, diyabetin ve özellikle diyabet diyetinin sırtlarına yükledikleri yükten kurtularak besin seçimi özgürce yapabilirler. Bu özgürlük istediğini istediği kadar yemek anlamında değil besin seçiminde özgürlük anlamındadır.

Karbonhidrat sayımı yöntemi birbirini takip eden 3 aşamadan oluşur. Bu yöntemle öğün planlamasına başlayacak bir diyabetli öncelikle karbonhidratlar, çeşitleri, etkileri, besinlerdeki miktarları konusunda bilgi alır. Bu bilgileri kullanarak, yediği karbonhidrat içeren besinlerin ağırlığını tartarak ve içindeki karbonhidrat miktarını hesaplayarak öğünde tükettiği karbonhidrat miktarını saptayabilir. Bu ikinci aşamadır. İlk iki aşamanın öğrenilmesinin yararı nedir? Şöyle örnek verebilirim.Diyabetlilerin farklı öğünlerde öğün öncesi ve öğün sonrası kan şekeri ölçümü yaparak kan şekeri düzeyini izlemeleri, aldıkları medikal tedavinin ve beslenme tedavisinin bireysel yanıtını görmek için çok önemlidir. Örneğin kan şekeri öğle öğünü öncesi istenen düzeylerdedir ancak öğüne başladıktan iki saat sonra ölçülen kan şekeri istenen düzeylerin çok üstünde ise ve o öğünde alması gereken karbonhidrat miktarına uygun bir besin tüketimi varsa ve genelde her öğle yemeğinde sonra aynı şekilde sonuç alınıyorsa bu durum medikal tedavide değişiklik yapılmasını gerektirir. Diyabetli karbonhidrat sayımı yönteminde bunu öğrenir ve bu gibi durumlarda gerekli değişikliği öğrenmek için hekimi ile iletişime geçer. Ancak, karbonhidrat tüketimi fazlalığından oluşan tokluk kan şekeri yüksekliği söz konusu ise o zaman da aşırı karbonhidrat tüketiminin kan şekerini nasıl etkilediğini görerek öğrenir, benzer davranışlardan sakınır.

Karbonhidrat sayımının son aşamasında yoğun insülin tedavisini injeksiyon veya pompa yolu ile alan diyabetli aldığı karbonhidrat ile yaptığı insülin dozunu eşitlemeyi öğrenir. Diğer bir ifade ile aldığı kaç gram karbonhidrat için kaç ünite insülin yapması gerektiğini yani karbonhidrat/insülin oranını öğrenir. Bu zaman alan bir sürectir. Bu aşamada mutlaka bir diyabet diyetisyeni ile çalışması gereklidir. Karbonhidrat insülin oranını öğrenmek bir diyabetlinin işine nasıl yarar? Örneğin hasta olduğunda, iştahsızlığı var ve yeterli karbonhidrat alamıyorsa herzamanki insülin dozunu yapması hipoglsemiye neden olabilir. Bu yöntemi öğrenirse tükettiği besindeki karbonhidrat miktarına göre insülin miktarını da kendi ayarlar. Bu da gereksiz yerde hipoglisemi yaşamasını önler. 2. bir örnek vericek olursam mesela doğum günü ve akşam yemekten sonra pasta yemek istiyor bu durum için iki altenatif arasında seçim yapabilir ya pastanın içindeki karbonhidrat miktarını hesaplar ve öğün içinde alması gereken toplam karbonhidrat miktarını aşmamak için başka bir besinden fedakarlık yapar veya pastanın karbonhidrat içeriğine uygun olacak ek insülin dozunu hesaplar ve uygular. Böylece günlük yaşam şartlarına uygun olarak beslenme planını veya insülin şemasını değiştirir ama burada bu değişiklikleri yapmak için gerekli bilginin ve becerinin kazanılması gerektiğinin önemini bir kez daha vurgulamak isterim.

Karbonhidratlar sağlıklı ve diyabetli bireylerin günlük yaşamlarında neden önemlidir? Günlük yaşamda az veya çok karbonhidrat alımı ne gibi etkiler yaratır?
Karbonhidrat bir besin öğesidir. 1 g karbonhidrat 4 kkal değerinde enerji verir. Karbonhidrat içeren besinler vücudun enerji kaynağıdır zira vücutta önce midede sonra ince barsaklarda parçalanmaları sonucunda yani sindirim ve emilim işlemi sonucunda açığa çıkan glukoz vücut hücrelerince enerji kaynağı olarak kullanılır. Bu durum diyabetli olsun veya olmasın tüm insanlar için geçerlidir. Biz insanlar yürümek, koşmak, oturmak hatta uyumak için bile enerji harcarız. Bu enerjiyide bize glukoz yani karbonhidratlar sağlar. Uykumuzda bile iç organlarımızın çalışması için enerjiye gereksinmemiz var. Ders çalışırken çalışan beynimiz glukozu kullanır. Bilgisayar yazarken çalışan parmaklarımız ve kollarımız glukozu kullanır. Otobüse yetişirken koşan bacaklarımız glukozu kullanır.

Besinlerle alınan ve vücuttaki bir dizi işlemden sonra glukoza dönüşen karbonhidratların, enerji olarak kullanılması ve ihtiyaçtan fazlasının karaciğerde glikojen adı ile bilinen şeker depolarını oluşturması, insülin ve glukagon adlı pankreas hormonlarının devreye girmesi ile gerçekleşir.

İnsülin hormonumun yetersizliği, yokluğu veya etkisizliği sonucu diyabet veya halk arasında genel olarak bilinen adı ile şeker hastalığı ortaya çıkar. İnsülin hormonunu yokluğu insülin tedavisi ile giderilmeye çalışılırken, etkisizliği ve eksikliği ağızdan alınan çeşitli diyabet ilaçları ile düzeltilmeye çalışılır. Ağıdan alınan ilaçlar ve insülin tedavinin medikal yönünü kapsar. Tedavinin bir diğer kolu beslenme tedavisidir.

Diyabeti olsun veya olmasın insan vücudunun yakıta diğer adı ile glukoza bir diğer adı ile karbonhidrata gereksinimi olduğunu söyledim. Vücudun bu gereksinimi bireyden bireye göre değişir. Yaş, vücut ağırlığı, boy uzunluğu, aktivite düzeyi, kan lipid değerleri, metabolizma hızı gibi çeşitli faktörler karbonhidrat gereksinimini etkiler. Amerikan Diyabet Birliği 2008 yılında yayınladığı tedavi rehberinde karbonhidrat alımının alt sınırını 130 g olarak belirtmiştir. Bu miktardan az alınması vücut proteinlerinin kaybına kas güçsüzlüğüne, yağların kaybına ve vücut için olumsuz etki yapacak maddelerin oluşmasına neden olmaktadır. Gereksinimin üstünde alınan karbonhidralar ise vücudun yağlanmasına yani kilo alımına, kan trigliserid düzeylerinin yükselmesine ve eğer kişi diyabetli ise kan şekerinin yüksek seyretmesine, metabolik kontrolün bozulmasına ve çeşitli komplikasyonların oluşmasına yol açar. Bu nedenleden dolayı diyabetli olsun veya olmasın her bireyin gereksinimi ölçüsünde karbonhidrat tüketmesi gereklidir.

Diyabetli bireylere verilen klasik diyetler ve diyabet bireylerin yaşam standartlarını, yaşam kalitesini etkiliyor mu?
Diyabet tedavisinin bir kolunun beslenme tedavisi olduğunu belirtmiştim. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdede ne yazık ki gerek zayıflamak isteyenler gerek ise kan şekeri ayarını sağlamak isteyen diyabetliler ellerine verilen 1 sayfalık diyet programından mucize beklemektedirler. Diyet listesini alırlar ama evlerine döndüklerinde veya iş yerinde öğlen yemeğe gittiklerinde, yemek saati geldiğinde karşılarına bire bir listede yazılmış olan yemekler çıkmaz veya çıksada nefisleri listede yazmayan ve kendilerine yasak olduğu bildirilen besinlerden isteyebilir. Sonuç. ‘Benim bu diyeti yapmam mümkün değil’ ‘Ben bu işi sürdüremem’, ‘ Bugün yerim, yarın başlarım’ gibi düşünceler ve diyeti bırakma. Hedefe ulaşamama, kan şekeri ayarsızlığı ve ayarsızlık sonucunda gelişen komplikasyonlar ve yaşam kalitesinde azalma. Bu nedenledir ki kişiler kontrolü sağlayabilmek, hedefe ulaşmak için bir sağlık çalışanından diğerine giderek mucize bir diyete ve kendi sorununa çözüm sağlayacak bir sağlık çalışanına ulaşmaya çalışırlar.

27 yıllık meslek hayatımda kendisine verilen bir diyet listesi ile başarı sağlamış ve bu başarıyı sürekli kılmış çok çok ama çok az insan gördüm. Sağlayanlar da zaten besin, beslenme ve diyabet bilgisi ile desteklenmişlerdi ve kendileri ulaşmak ve korumak istedikleri hedeflerin farkındaydılar.

Tüm bu nedenlerden dolayı 1994 yılına kadar tüm dünyada diyabetliler için diyet tedavisi olarak bilinen tedavi yaklaşımı Amerikan Diyetisyenler Birliği ve Amerikan Diyabet Birliğinin oluşturduğu ortak konsensusla yerini Tıbbi Beslenme Tedavisine bırakmıştır. Bunun açıklaması şudur. Diyet tedavisi adı altında verilen diyet listelerinin diyabetli bireyleri tedavi edici etkisi sınırlıdı, uygulanabilir değildir, bireysel tedavi yaklaşımından uzak bir uygulama şeklidir. Hastalarda emosyonel tepkilere yol açmaktadır. Tedavülden kalkmıştır.

Gerek medikal gerek ise beslenme tedavisinde en önemli yaklaşım tedavinin bireysel yani kişiye özgü olmasıdır. Beslenme tedavisinde, diyabetle yaşayan bireyin beslenme alışkanlıkları dikkate alınmalıdır. Diyabetli birey aldığı diyabet ve beslenme bilgisi ile genel çerceveyi bilmeli ve besin seçimini bu çercevenin dışına çıkmayacak şekilde kendi seçimleri ile özgürce ayarlamalıdır.


Dışarıda yemek yiyen bireylerin karbonhidrat sayımı yöntemini uygulamaları mümkün mü?
Dışarıda yemek yiyen diyabetli bireylerde rahatlıkla karbonhidrat sayımı yöntemini uygulayabilir. Zaten yöntemin amaçalrından biri hatta en önemlise her koşulda diyabetlinin besin seçimini sağlıklı ve uygun bir şekilde yapmasını sağlamaktır.

Soru:Karbonhidrat sayımını uygulayan diyabetlilerden ne tür geri dönüşüm aldınız? İlginç bir anınız var mı?
Yanıt: Hafızamda o kadar çok ve o kadar güzel geri bildirimler var ki hangisini size burada aktarayım bilemiyorum. Ama genelde hep şunu ifade ederler ‘Bunu bize niye daha önce öğretmediniz’ veya ‘ Artık kendimi diyabetli gibi hisstemiyorum. Bende diyabetli olmayanlar gibi yemek yiyebiliyorum illa bana verileni yemek zorunda değilim artık’ veya ‘ Kendime göre besinlerimi seçtiğim halde kan şekerimin düzgün gitmesine inanamıyorum eskiden büyük bir stresle diyet yapıyordum ve yine de yüksek gidiyordu’ Bir seferinde bir diyabetli ile ilginç bir süreç yaşadık. Uzun süredir diyabetli olan bir genç kız kan şekeri ölçüm sonuçları yüksek olduğu için doktoru tarafından beslenme düzenini görüşmek üzere gönderilmişti. Bu yöntemi anlattım ve eğer bol bol okumaya, birtakım hesaplar yapmaya hazırsa kendisine bu yöntemi öğretebileceğimi söyledim. Biraz zor ikna oldu ve zor karar verdi kısa bir süre sonra bana yazdığı bir mektupta şöyle diyordu ‘ Ben sadece kilo sorunu olanların diyetisyene gittiğini düşünürdüm, doktorum size gönderince ben şişman değilim ki diye düşündüm. Yanılmışım. Diyetisyene giderek kan şekerimi ayarlayabileceğimi hiç düşünmemiştim. Şimdi kendi yiyeceklerime kendim karar veriyorum, insülinlerimi kendim ayarlıyorum ve diyabet ayarımıda kendim sağlıyorum, kimseye bağımlı değilim’. Bu ifade hala beni çok etkiler. Diyabet tedavisinde amac diyabetlileri bize bağımlı kılmak değil onları bigi ile destekleyerek gerekli beceriyi kazanmalarına izin vererek kendi tedavi yönetimlerini sağlar hale getirmektir. Bu nedenlede diyabet literatüründe kendi kendini yönetim eğitiminden, kendi kendine kan şekeri izleminden söz edilir. Ayrıca, bizler sağlık çalışanları olarak hasta haklarından söz ediyorsak, hastaların gereksinimleri olan tedavi modellerini gereksinimleri olan profosyonellerden sağlama hakkına saygı göstermeli ve bu hakkı onlara vermeliyiz.

Uluslarası Diyabet Federasyonu diyabeti global bir felaket olarak açıklamış ve Birleşmiş Milletler tüm ülkeleri diyabetle mücadelede işbirliğine çağırdı. Günümüzde ve önümüzdeki yıllarda diyabet sadece ülkemiz için değil tüm ülkeler için büyük bir sağlık sorunu. Eskide hastanelerde yeni tanı konmuş diyabetliler yatardı artık kan şekeri ayarsızlığı nedeni ile oluşan çeşitli organ hasraları ve yol açtığı şeker yüksekliği nedeni ile yatıyor. Komplikasyonlar cığ gibi artıyor. Dünyada 2025 yılında 300 milyon diyabetlinin olacağı bildiriliyor. Türkiye’de 20 yaş ve üzerindeki popülasyon için diyabet sıklığı %7.2 olarak bildirilmiştir. Bu 5 milyon diyabetli demektir. Karbonhidrat sayımı yöntemi ile öğün planlamasının yapılması tüm diyabetliler hatta diyabete aday bireyler içinde mümkün.Tüm dünyada diyabetin tedavisinden çok diyabetin önlenmesi üzerine bir çalışma yoğunluğu var. Çünkü araştırmacılar şöyle düşünüyor. Bu global felaketin önüne ancak bu felaketi önleyerek geçebiliriz bu nedenle de diyabete aday kişiler saptanarak diyabeti önleme programına alınıyorlar. Türkiye’de ailesinde diyabeti olan kişiler en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak diyabete aday olup olmadıklarını bir kan testi ile öğrenebilirler eğer adaylık durumu söz konusu ise önlem için sağlıklı beslenmeyi öğrenmeleri ve fiziksel aktivitelerini arttırmaları gerekmektedir.